Kırk Yama Kursu

 

Bugünkü kırkyamanın geçmişi, Türk tarihinin oluştuğu topraklar üzerinde, iki önemli noktada şekillenmiştir. Biri Osmanlı döneminde Bosna’nın başkenti Banyaluka’nın adını taşıyan bir elbise, diğeri de Selçuklular’a kadar uzanan geçme işidir. Aslında her ikisi de patchwork formunda olan bu çalışmalar, yamalı bohçanın tarihinin, İngiltere’deki en eski örneklerinden de önceye dayandığının ispatıdır. Osmanlı döneminde Banyaluka’da yapılmaya başlanan ve bu kentin adını alan bu el işi, uzunca bir süre sanat olarak icra edilmiştir.


Geçme işi ise, Selçuklular zamanındaki tipik ahşap işine teknik açıdan benzerlik gösteren bir takım motiflerle uygulanmıştır. Aslında geçme işinde, motifler ahşap uygulamada olduğu gibi birbirine geçirilmemiş, parçalar yanyana getirilerek dikilmiştir denmekte ve dünyadaki en eski kırkpare veya patchwork işinin İngilterede değil de Selçuklular tarafından yapıldığı söylenmektedir.


''Kısaca PATCHWORK, Doğu kökenli olup, tasarruf amacı ile artan kumaş parçalarını değişik teknikler ile bir araya getirerek, bizde adı "KIRKYAMA, YAMALI BOHÇA" olan bir el sanatları dalıdır. Tarihçesi zaten çok eskiye dayanan iğne işi ve dikişten ayrı ele alırsak, Avrupa'da ilk örnekleri, ortaçağda yatak örtüsü olarak ortaya çıkmıştır. 1477 tarihli bir belgede bu bilgiye rastlıyoruz. Bugünkü şekliyle Patchwork, 1600'lerin başında Hindistan'dan Avrupa'ya değerli kumaşların ticari yollardan getirilmesiyle doğdu. Elbise, mobilya döşemesi ve örtü (Quilt) alanlarında kullanılmak üzere üretilmiş bu harika kumaşlar çok pahalıydılar. Artık parçalar bile değerlendirilmeliydiler. Bu şekilde üretilmiş en eski örtü (quilt) 1708'de Kuzey İngiltere'de yapılmıştır. Patchwork, Amerika'ya ilk göç ve kölelik yıllarından bu yana, Avrupa'dakinden biraz ayrı bir gelişim izlemiştir. Bugün dünyaya malolmuş bu sanat dalı tüm ülkelerde farklı sentezlerle uygulanıyor Parçalı bohça veya kırkpare olarak da bilinen patchwork ve kapitone işinin uzak geçmişe dayanan ilginç bir hikâyesi vardır. Bu iki el sanatının kökenleri, kumaşın çok değerli olduğu zamanlara dayanır. O dönemlerde insanlar, arta kalan kumaş parçalarını ve eski giysilerinin sağlam yerlerini tasarruf amacı ile tekrar kullanırlardı. Büyük bir beceri isteyen yamadan doğan patchwork, günlük yaşamın bir zorunluluğu olarak gelişme göstermiştir. Ve bu zorunluluk farkında olmadan bir sanatı başlatmıştır. Kırkyama, Asya’da yama olarak yapılırken; İpek Yolu ile Avrupa’ya kadar yayılmıştır. Daha sonra Avrupa’dan Amerika’ya göçlerle giden insanlar, bu sanatı Amerika’ya kadar taşımışlar ve günümüzde patchwork diye bilinen bu sanatı kendilerine mal edip, sanayisini kurmuşlardır. Türkiye’de hiç kimse kırkyamanın tarihçesini araştırmamış, bir sanat kolu olarak kabul etmemiştir.Öte yandan kapitone ile patchwork geliştikçe yeni yeni desenler de ortaya çıkmıştır. Dikişçiler, gelişigüzel yama yapmak ya da dikmek yerine kendilerine özgü desenler kullanmaya başlamışlardır. Bunlar da kuşaktan kuşağa gelişip,zarifleşmiştir. Zanaatkârlar, gezgin işçiler, desenciler farklı bölgelerde yeni fikirlerin yayılmasını sağlamışlardır. Böylece insanlar, kendilerine özgü teknikler geliştirerek, bu sanatı günümüze kadar getirmişlerdir. Bugünkü kırkyamanın geçmişi, Türk tarihinin oluştuğu topraklar üzerinde, iki önemli noktada şekillenmiştir. Biri Osmanlı döneminde Bosna’nın başkenti Banyaluka’nın adını taşıyan bir elbise, diğeri de Selçuklular’a kadar uzanan geçme işidir. Aslında her ikisi de patchwork formunda olan bu çalışmalar, yamalı bohçanın tarihinin, İngiltere’deki en eski örneklerinden de önceye dayandığının ispatıdır. Osmanlı döneminde Banyaluka’da yapılmaya başlanan ve bu kentin adını alan bu el işi, uzunca bir süre sanat olarak icra edilmiştir. Geçme işi ise, Selçuklular zamanındaki tipik ahşap işine teknik açıdan benzerlik gösteren bir takım motiflerle uygulanmıştır. Aslında geçme işinde, motifler ahşap uygulamada olduğu gibi birbirine geçirilmemiş, parçalar yanyana getirilerek dikilmiştir. Yani tam anlamıyla patchworktür.Tüm dünyada patchwork adıyla tanınan çalışmanın, Anadolu’daki tarihine göz attığımızda “yamalı bohça, kırkyama ve kırkpare” gibi isimlere rastlamaktayız.


Ülkemizde genelde kırkpare olarakda anılan kırkyama aslında eskiden yokluk yani yoksulluk sonucu ortaya çıkan bir sanattır, eskiyen elbiseler ve diğer eşyaları tekrar keserek biçerek bir sey üretilmesidir, Daha sonra bir sanat haline gelen kırk yama halen yurtdışında da büyük rağbet görmektedir, Yurdumuzda da son yıllarda ilgi gören bu sanat dalı hem güzel bir zaman geçirme hem de birşey üretmek açısında boş zamanı olan bayanlar için çok güzel bir uğraştır,

Halk içinde yama, kırkyama ya da ingilizce patchwork olarak anılan, aslında kökenleri çok eskilere dayanan sadece ülkemizde değil, yurtdışında da meraklıları ve güzel örnekleri bulunan bu iğne işinden örnekler…Kırkyama, zevkinize göre değişik renklerde farklı kumaşlardan yapılabildiği gibi belli örnekleri dama tahtası gibi geometrik-simetrik dizilimlerle birleştirerek te ortaya çıkarmak mümkündür. Genellikle kesilmiş kumaş yada örgü olarak örülmüş parçaların birleştirilmesi ile yorgan, Seccade, Yatak Örtüleri, nevresim takımları, battaniye, yastık kılıfı, bebek elbisesi, şapka, atkı, bere, çanta aksesuar gibi çeşitlerde örnekler yaratmak mümkündür.

Oluşturulma Tarihi : 14.09.2015